Blog





E-Bülten

Anket

  Sizce; zihne daha kısa ve kolay yoldan ulaşacak, daha etkili ve kalıcı terapi kuram ve yaklaşımlarına ihtiyaç var mı ?

Sözlük

Döviz

1 $ = 3,84 TL
1 € = 4,53 TL
164847 Ziyaretçi

ALGI ÇARPITMALARININ İZDÜŞÜMÜ OLARAK

ALGI ÇARPITMALARININ İZDÜŞÜMÜ OLARAK

PSİKOSOMATİK HASTALIKLAR

 

 

Psikolojik, stresten, üzüntüden;  kanser, sedef, egzema olmuş der geçeriz. Üstünde terapistler olarak pek durmayız. İnsan zihni beden üzerinde, imgelediği süreçler doğrultusunda değişiklikler yaratabilir. Stigmatizasyon dediğimiz, özellikle Hristiyanlarda gözlediğimiz bir fenomen var. İsa’nın çarmıha gerilişini, çektiği acıları içsel olarak öylesine imgeleyebiliyor ki bu imgeler ayaklarında, avuç içlerinde çivi izine benzer yaralar oluşturabiliyor.

Zihnin algılama dili imge olduğu gibi, yine zihnin beden üzerinde etki yapma dili de imgelerdir. Tabiki bu değişimi gerçekleştiren imgeler kuru slaytlar değil, duygu yükü ağır renkli ve canlı olanlardır.

Şimdi tersine bir mühendislik yaparak bir örnek üzerinde durarak geçmişdeki bir hastama atıfta bulunalım; 35 li yaşlarda sedef hastası olan, PUVA ve diğer bir çok tedavi yaklaşımını denemiş ama avuç içlerinde, dizlerinde ve ayaklarındaki sedef lezyonlarından kurtulamamış bir hasta.

Bu hastayı derin hipnoza aldım. Hipnozdaki imgeler oldukça canlıydı. Sorunu oluşturabilecek olaylar tespit edilip derin hipnoz sırasında abreaction – duygu kırılmaları yaratıldı. Bu teknik, hastamızda hipnoz sonrası rahatlama sağlamıştı. Sırada lezyonlarına dönük hipnoz altında plasebo uygulamasına geçildi. Renkli bir solüsyon hazırlanıp, hipnoz altında iken sedefine çok etkili olacak bir ilaç olduğu telkini verilirken, ayrıca ilacı sürdüğüm lezyonların üzerinde yangı hissi olacağı bu hissi yaşamasının ilacın etkinliğini arttıracağı telkininde bulunarak lezyonlarına renkli solüsyonumuzu sürdük. Her lezyonun üzerine solüsyonu sürerken telkine bağlı yanma hissediyordu.

Seansdan çıkarıldı ve renkli solüsyonu lezyonlarının üzerinde de gördü.  Haftalık görüşmeler planladığımız hastamızda bir sonraki hafta lezyonlarda sönme görüldü ve bu teknik 5 hafta tekrarlandı. Lezyonlar küçüldü ve kaybolmaya yüz tuttu.

Bu hastada ansızın anneyi kaybetmenin ve anneye söylemek isteyip de söylemediklerinin tetiklediği bir üzüntü söz konusu idi. ( Ki hipnoz altında anneye dönük hipnodrama da uygulandı )

Bir başka evli sedef hastasında ise sedefin çıkışı, kendisine sapkın derecede tutkun olan birinin kendisini sürekli taciz etmesi ve yaşadığı gerginliktir. Zihin burada sorunu çözebilmek için yanlış bir algı sürecine girerek “ çirkin olursam beğenilmem, beğenilmezsem tacizler son bulur ” önermesini seçmişti.

Şunu unutmayalım ki zihnin bir diğer çalışma prensibi;  zihin ister doğru olsun ister yanlış, dengede kalabilmek için kendince tutarlı önermeler üretmek zorundadır.     

Üzüntünün kanseri tetiklediği de gerçektir. Ancak üzüntü zihin üzerinde  aracı kullanır. Algı çarpıtmaları ve imgeler…

Bir örnek vermek gerekirse; 30 lu yaşlarda iki çocuğu olan evli, eşini seven bir erkek. Eşi ile yaşadığı bir travma üzerine eşi boşanma kararı alıyor ve hızlıca ayrılıyorlar. Erkek bu yanlış kararı düzeltebilmek için çok çabalıyor, araya aracılar sokuyor ama nafile kadın bir kere sırtını dönmüş durumda. Erkek de yanlış algılamalar oluşmaya başlıyor. Bir daha eşimi ve çocuklarımı asla göremeyeceğim, pişmanlık, her geçen gün artıyor ve algı çarpıtmaları yoğunlaşıyor. Boşandıktan 3 ay sonra koledok kanseri teşhisi konurken ( safra kesesi kanalı kanseri ) takip eden 6 ay içinde de ölüme götürüyor.

O halde; zihnin oluşturduğu duygu yüklü çarpıtılmış bir algının ( imgeleri tetiklemesi ile )  beden üzerinde etkiler oluşturabileceği bir gerçektir.

Bu gerçekten yola çıkarak da zihnin çalışma prensibi izlenerek tersine bir mühendislikle sorun lezyonun durumu ve evresine göre geri çevirebilir gibi durmaktadır. Yine de şunu belirtmekte fayda var ki birçok hastalıkta tek bir nedenden ziyade bir çok faktörde devreye girebilir. Dolayısıyla terapide de o birden fazla faktörü görmek onlara dönük de çalışmak gerekebilir. Ayrıca bazı ruhsal ve bedensel hastalıkların da beslenme ile de yakından ilgili olduğunu anımsatmakta yarar var.