Blog





E-Bülten

Anket

  Sizce; zihne daha kısa ve kolay yoldan ulaşacak, daha etkili ve kalıcı terapi kuram ve yaklaşımlarına ihtiyaç var mı ?

Sözlük

Döviz

1 $ = 3,84 TL
1 € = 4,53 TL
164860 Ziyaretçi

Duygu ve Promodel olarak İmge

Çok güzel noktalara, deneyim ve gözlemlere değinmişsin, teşekkür ederim.  Analitik yaklaşımlı terapilerde bir kısım hastaya ulaşılabilirken bir kısmına ulaşılamayabilir. Zeka ve entellektüellikle ilgili bir durum. Belki de bu nedenle Bütüncül psikoterapi de öncelikle psikoloji bilgisi de hastaya veriliyor. Peki her hasta bunu alabilecek kapasitede mi ? Bir önemli nokta da terapistin kişilik yapısı olarak karşımıza çıkıyor. Terapist analitik ise bu terapileri daha çok tercih edecektir. Analitik zihne sahip değilse terapide zorluklar yaşayacaktır. Her şeyden önce tezcanlı  terapistler içinse yol sıkıcı olarak kalacaktır.

Bilişsel terapilere ek olarak ortaya çıkan duygulanımcı yaklaşımlar bir nebze daha yerinde gibi duruyor. Duygu … Düşünce … Davranış…  Her iki yönlü çalışan zihin – beden etkileşimi…

Fakat zihnimi bir elma kurdu gibi kemiren başka bir şey var… Duyguyu elle tutamıyoruz…  Duygu nedir ? Duygunun da altında acaba bir ön – pro – model var mı zihinde ?

Hastalığın nasıl oluştuğunu, hangi kaynak  mekanizmayı kullandığını bilirsek terapide o kadar kolay olacaktır.

Bir an için şunu hayal edelim; zihin “ Dur bir dakika ben panik atak hastası olmak ve belirtileri göstermek istiyorum  öncelikle psikolojik bilgimi bir tamamlayayım sonra da panik hastası olayım “ der mi ?

Bunu demediğine göre farklı bir kaynak kodla hastalığı pro model ile oluşturuyor, bu duyguya, düşünceye ve davranışa yansıyor…

Şeytanın gör dediği noktada aslında tam burası… Bu pro model nedir ? Pro modeli keşfettiğimizde terapileri daha kolay yapabiliriz.

Ekte logomu göreceksiniz. Bu logo Dr. Ulusoy Terapi Modelinin yıllarca önce tasarladığım logosudur.  Merkezde pro model, kaynak kod çevresinde ona ulaşabilecek farklı terapi modelleri ve yolları… Bir de direk olarak pro modele ulaşabilecek zihnimde tasarladığım yol…

Atatürk’ün güzel bir sözü var “ Sorunlarla karşılaştığımda, çözüme ulaşmak  için öncelikle engelleri tespit ederim, engelleri ortadan kaldırdığımda sorunda kendiliğinden çözülür… “ diyor.

Kanımca, çalışmalarımca, okumalarımca ve  gözlemlerimle bu kaynak kod ve pro model “ imge “ dir.

Jung’un söylediği gibi evrensel dil olan, Freud’a  göre kral yolu olan İMGE …

Yapılan bir çalışmada kişiler bir davranışı gerçekleştirmeden önce, bilinçli zihninde bu davranış belirmeden önce, yapıp yapmayacağına dair iradi karar olmadan milisaniyeler önce zihinde eylemin, davranışın imgesel kaynak kodu gerçekleşiyor…  ( FMRI çalışmaları )

O halde kaynak kod belli olduğuna göre kaynak koda göre çalışma hızlı ve kalıcı terapileri de gündeme getirecektir. Üstelik bunun için hastayı eğitmek,  psikolojik bilgilendirmek ya da entelektüel seviyesini arttırmaya çalışmaya da gerek olmayacaktır.  

Hepimizde olan evrensel dili kullanacağız… Evrensel dil varken de yeni dil kalıpları ya da diller öğretmenin de kulağı tersten göstermek olduğunu düşünüyorum.

Erkeklerde gözlemlediğiniz  çalıştığımda duygusal yapıları da kullanmak mümkün hale gelebiliyor açıklaması ise oldukça hoş. Emek sarfedildiğinde erkeklerinde zihnin plastik yapısı nedeni ile duygulanımcı terapilere uygun olduğunu gösteriyor.

Sanırım asıl soru da şu olmalı Bir duygu nasıl çözümlenmeli ?

1-      Hipnoz altında abreaktion ve ego destekleyerek mi ?

2-      Duygularını ona gösterebilmek ve irade ile düzenlemesine yardımcı olmak mı ?

3-      Pro model üzerinden metaforik imgeler ile mi ?

 

Bu konuda birçok yol karşımıza çıkacak gibi duruyor…

 

Unutmayalım ki klasik olarak nötr kalan bir terapistin yüz ifadesi  kadın hastanın zihinsel bir boşluğa düşmesine neden olacaktır.  Bu nedenle terapist söylemek istediklerini  yüz ifadesine duygularla da aktarabilmelidir.

5 yıl kadar önce oğlumla birlikte Dolmabahçe Sarayına gezerken elçilerin ağırlandığı kutlamaların yapıldığı devasa bir salona girdik. İşlemeler, altın yaldızlar dev sütunlar, yüksek tavan, 6 ton ağırlığında avize, dev kubbe…  Tüm yerli turistler sessizce etrafı seyrediyoruz. Rehber  buraya yabancı turistleri getirdiğimde “vaaaavv,, oooo, my god “ sözleri ve şaşkın  duygularla yüklü bakışları görüyorum velakin Türklerde derin bir duygu küntlüğü gözlemliyorum diyordu.

Tabiki bu bir küntlük değil kültürel olarak duyguları bastırmaktan kaynaklanıyordu…