Blog





E-Bülten

Anket

  Sizce; zihne daha kısa ve kolay yoldan ulaşacak, daha etkili ve kalıcı terapi kuram ve yaklaşımlarına ihtiyaç var mı ?

Sözlük

Döviz

1 $ = 3,67 TL
1 € = 4,31 TL
160882 Ziyaretçi

İMAJİNASYONLA NELER YAPILABİLİR ?

İMAJİNASYONLA NELER YAPILABİLİR ?

 

1-     İmajlar duygusal durumu değiştirirler

2-     Çağrısımsal hatırlama yaparlar

3-     Kaygı ve korkuyu aşmada yardım ederler

4-     Hormonal düzenleyicidirler

5-     Öğrenmeyi arttırırlar

6-     Beden üzerinde kontrol sağlar

7-     Telepatik aktarımı üstlenirler

8-     Sufizme göre ise “yaratıcı dua” nın ana unsurudurlar. ( Evrensel bir dil )

 

 

İmajlar, gözardı ettiğimiz henüz tam farkına varamadığımız etkili iletişim yollarıdır. Bu etkili iletişim yolları zihnin beden üzerine hakimiyetini sağlar. Ayrıca kişiler arası telepatik aktarımında ana unsurlarıdır.

Mutual hipnozda terapistin de transta olma durumunun daha uygulanabilir hali terapistinde olumlu imgelerde olma durumu olarak tanımlayabiliriz. ( Dr. Ulusoy )

Şu anki terapilerin ana unsuru bilişsel yapıdır ve bilişsel yapıyı söz ve düşüncelerle çözümleme ve yeniden yapılandırmayı içerir.

Her ne kadar katatimi imgesel süreçleri içeren terapi modeli olsa da daha çok zihnin verdiği sembolleri yorumlama sanatıdır.

Terapist tarafından hipnozda verilecek imgeler ya da doğrudan kişinin uygulayacağı imgelerin ortak bir özelliği vardır. Kişiye özel anlam içermeli ya da anlamları evrensel olmalıdır.

Örneğin bağışıklık sistemini güçlendirmek akyuvarların fagositozunu arttırmak için dışarıdan; çer çöp yiyen kurtçuk imajı veya yuvarlak dairelerin tıpkı bilgisayar oyunundaki gibi önündekileri ağzını açıp yeme imgesi terapist tarafından düşünülebilir ve hastaya verilebilir. Peki bunlar ne kadar etkili olur ?

Kanımca dışarıdan verilen imgelerden ziyade hastanın kendisinin ürettiği zihni ve imge dünyası ile dost imgeler daha başarılıdır. ( Dr. Ulusoy )

Ali Eşref bey’in hipnozla çalıştığı bir hastada operasyonla alınması önerilen kanamalı miyomuna dönük telkin vermediği halde ( Hasta ameliyata hazırlanmaktadır ve ameliyat korkusu nedeni ile Ali Eşref bey tarafından hipnozla korkusu ve kaygısı giderilmektedir. ) Hastanın seansdan sonra takip eden gün ve aylarda her gün, gün içinde birkaç defa elini yumruk yaptığı ve miyomların küçüldüğünü, yok olduğunu kendiliğinden ve istemdışı imajine ettiğini aktarmıştır. İlginç olarak ise ileriki tetkiklerde operasyona karar verilen hastanın miyomları ortadan kalkmıştır.

Bir başka örneği de bağışıklık sistemi için verebiliriz, yukarıdaki dışarıdan verilen imgelerden ziyade eğer hasta “ ben Yunan Askerinin İzmir’de denize dökülüşünü “  istemdışı olarak hastalığım için imajine ediyorum diyorsa bu desteklenmelidir.

Şu unutulmamalıdır ki doğru bir imge ve imajinasyon ile ( zihne uyumlu ) zihnin beden üzerine hakimiyetini sağlamak mümkündür.

İbni Sina’ya göre “ Ruhsal bir hayal gücü vardı, hastalıkları oluşturabildiği gibi var olan hastalıkları da tedavi edebiliyordu. “  Aynı zamanda İbni Sina’ya göre imajinasyon  - hayal – ruhsal idare mekanizması ile de bağlantı sağlayan bir ara yüz  ( interface ) gibi işlem görüyordu.  Toparlayacak olursak imajinasyon ara yüz programı gibi işlem görürken hem beden hem ruhsal  yapı  hem de ruhsal idare mekanizmasına ( yaradan ) ulaşmak üzere etkindi.

O halde imajinasyonu zihnin kontrol paneli gibi algılamak doğru bir yaklaşım olacaktır.

 NLP tekniği yerine yıllar önce NVP ( Nöro Visual Programming – Dr. Ulusoy ) kullanılması gerektiğini  makalemde yazmıştım.  Bildiğiniz gibi NLP Ericksonian Hipnozun modifiye halidir. Yaşamı içinde kendisini sözcüklere hapsetmeyen bir terapistin ölümünden sonra modellemek uğruna sözcüklere sıkıştırılmış halidir.

Oysa Erickson’un başarısı; karizması, hikaye, metafor ve anekdotlarında yatar. Dikkat ederseniz hikaye, metafor ve anekdotlar zihinde imajları, duyguları dolaylı yoldan harekete geçirirler. Harekete geçen duygu ve imajlar terapiste ait değildir. Terapist sadece süjenin zihnini tetikler. Sujenin zihni kendi imajını yaratır. Başarıdaki önemli ayrıntı da budur !

O tekerlekli sandalyesinde oturup dışarı seyrederken ayaklarına binlerce düşünce ve sözcükle emir göndermiş ve hadi ayaklarım kalkın ve beni yürütün demesine rağmen sonuç alamamıştır. Bir gün yine dışarı pencereden tekerlekli sandalyesinde seyrederken düşsel bir hayale dalmış dışarıda olduğunu imgelemiş bu sırada ayak parmak uçlarının kısmi hareket ettiğini deneyimlemiştir.

Yaşarken kendisine başarılarının sırrı sorulduğunda “ Durun size nasıl başarılı olduğumu bir hikaye ile anlatayım “ diyebilen bir terapistin NLP tekniği adı altında sözcüklere ve bağlaçlara sıkıştırılması ise tam bir katliamdır ! İşin özünün kavranamadığının işaretidir…

İmajinasyonların yönetmeni olan bilinçdışını rüyalarda oluşturduğu mükemmel senaryolarda görmek mümkündür. Rüyalar;

1-     Günlük ve geçmişdeki çatışmalarımızı çözümlemeye dönük

2-     Egomuzu desteklemeye ve benliğin bütünlüğünü korumaya dönük

3-     Karşılaştığımız sorunların çözümüne dönük

4-     Bilimsel buluşların ortaya çıkmasına dönük

5-     Azda olsa geleceğe ait yapılar içeren

Süreçlerdir.

Bilimsel buluşlara imza atan rüyalar gökten zembille inmezler… Hazırlıklı ve konu üzerinde araştırma yapan beyin bir çıkmaza girdiğinde çözüme ulaşamadığında bilinçli zihin ayrıntılara dalıp parçaları bütünleştiremediğinde bilinçdışı sistem bütünü görür, bilgiyi birleştirir ve dili olmadığı için rüyalarda bir senaryo ya da sembolle çözümü bize iletir. ( Bakınız geçmiş makalelerimde rüyalarda filizlenen buluşlar )

 

Üçlü beyin modeline göre;

1-     Sürüngen beyin – R Kompleks

2-     Memeli beyni – Limbik sistem

3-     Neokorteks

 

Olarak beyni sınıflayabiliriz.

Sürüngen beyin yada diğer adı ile R kompleks ( beyin sapı ) sindirim, üreme, dolaşım, solunum ve gerilim yaratan durumlarla başa çıkabilmek için savaşmayı ya da kaçmayı seçme merkezlerini içerir. Otomatik olmaları, gelenekselleşmiş davranışlara sahip olmaları ve değişime karşı çok dirençli olmaları ana özellikleridir.

Memeli beyni – Limbik sistem ise duyguları kontrol eder. Açlığı, susuzluğu, cinsel arzuları ve diğer zevkleri düzenler. Isaacson’ göre limbik sistem “kendi kendinin bilincine varma, özellikle de bedenin içsel durumunun farkında olmaya ve hissettiklerimize karşı doğanın tecrübesel ilk adımıdır. “

Limbik sistem özgeci davranışların (alturistic ) başlangıç merkezidir. ( Sagan ) Limbik sistem içsel ve dışsal yaşantımızdan elde edilen mesajları birleştirme yeteneğine sahip olup R kompleks ve onun rituelleşmiş  davranışları sergileme tercihini, alışılmış karşılık verme biçimini engelleme görevini yerine getirir. Limbik sistem bu anlamda bize kendi kalıtımsal cevaplarımızı yeniden kodlama şansı verir.

Neokorteks ise düşüncenin merkezidir. Duyular aracılığı ile algıladıklarımızı bir araya getirip anlam ürettiğimiz yerdir. Frontal korteks limbik sistemi denetleyen bir yapıya sahiptir.

Üçlü beyin modeline baktığımızda imajinasyonların  oluşum ve etki yerlerinin korteks ve limbik sistem odaklı olabileceğini söylemek mümkün olabilir. Oksipital korteksde sanal oluşturulan imge gerçekmiş gibi algılanıp limbik sistem aracılığı ile R Komplekse ve bedene ulaşabildiği gibi limbik sisteme giren duygu odaklı içeriklerde imgeler halinde kortekste, hipokampusda depolanmaktadır.

Bu depolanmanın en küçük birimin bütünün parçasını içerecek şekilde gerçekleşip kayıt yaptığı tahmnin edilmektedir. ( Holografik yapı )

En küçük birimin bütünün parçasını içerme durumuna Şamanlar  “ Çulha “ adını vermektedir.