Blog





E-Bülten

Anket

  Sizce; zihne daha kısa ve kolay yoldan ulaşacak, daha etkili ve kalıcı terapi kuram ve yaklaşımlarına ihtiyaç var mı ?

Sözlük

Döviz

1 $ = 3,67 TL
1 € = 4,31 TL
160840 Ziyaretçi

Savunma Mekanizmaları Niçin Var ?

SAVUNMA MEKANİZMALARI NİÇİN VAR ?

 

Öğrenirken, savunma mekanizmalarını sorunlu yapılar olarak gördük. 24 mekanizmadan ikisi hariç kalanları patolojikdi. Acaba durum gerçekten böyle mi ? İnsan niçin savunma mekanizmalarına gereksinim duyar. Mademki benliği korumak için yapılıyorlar o halde neden patolojik olarak adlandırılıyorlar ?

Evrimsel olarak bir ihtiyaçtan doğan savunma mekanizmaları; sol beynin çalışma şekli – bilincin -   bir inanç sistemi veya model yaratıp yeni deneyimleri bu inanç sistemine eklemek iken eğer modele uymayan yeni bilgilerle yüzleşilirse statükoyu korumak için gereken savunma sistemlerini kullanmayı amaçlar. ( Algı Çarpıtmaları )

Savunma sistemleri aşırıya kaçmamak kaydı ile faydalıdır. Çünkü Sağ yarı küre statükoyu sorgulayıp, tutarsızlıkları ararken, anormal bilgi belli bir eşik seviyeye ulaştığında her şeye sıfırdan başlayarak denge ve gerçeklik kontrolunu sağlaması için gereken zamanı sol beyin savunma mekanizmaları ile sağ beyne sağlamış olur.

Bu nedenle bazı terapilerde yer alan savunma mekanizmalarını anlamaya ve daha çıkmadan, bilgi ve eğitimle önüne geçmeye çalışan ve engelleyen terapik yaklaşımları da aslında sorgulamamız gerekebilir.

Aşırıya kaçmamak kaydıyla evrimsel olarak var olan bu savunma sistemlerini tanıyıp, önlemek yerine farkındalığına erişmek sanırım daha uygun olacaktır. Belki de idiopatik olarak adlandırılan depresyonların perde arkasında da sol beyne ait kimyasal, hormonal bir dengesizlik ile savunma mekanizmalarının eksikliği yatıyor olabilir. ( sol yarı küre hasarı yüzünden, hastanın günlük yaşamdaki küçük çelişkilerle başa çıkmak için bizim kullandığımız asgari savunma mekanizmalarını bile kullanamadığını, böylece her önemsiz anomalinin potansiyel olarak dengesini bozabileceğini de ileri sürmek mümkün. -VS. Ramachandran  )

Anneannenin vefatından örnek verelim; Anne odasına girer ve odadan seslenir, oğlum gelir misin anneannene bir bak! Gidip baktığımda, solunum durmuş, nabız yok, gözler fiks dilate. “Anne, başımız sağolsun, vefat etmiş”. “Nasıl olur az önce girdim konuştuk”…

Aradan üç saat kadar geçer, belediye tabibi ölüm raporu için gelir. Anne “ Oğlum bir daha bakar mısın, elleri, kolları hala sıcak, ölen insan böyle sıcak kalır mı ? ”

Anneanne o gün morga kaldırılır. Ertesi gün morgda yıkanırken, anne de yanında olmak ister. Neden diye sorduğumda “ Öldüğünden emin olmak istiyorum “ der.

Bu hikaye başından sonuna kadar sevdiğimiz birinin kaybı ile birlikte, inkar ve algı çarpıtmalarına dönük yapıları içeriyor. Bu bir hastalık belirtisi değil. Anne de öldüğünü biliyor. Ama benliği ölüm ve ayrılma duygusu ile bir anda karşılaşmamak için inkar ve algı çarpıtması yapıyor. Belki de bu noktada sol beyin hem benliği koruyor hem de sağ beynin sıfırdan başlayarak yeni bir denge ve gerçeklik kontrolü sağlaması için zaman tanımış oluyor.

O halde, savunma mekanizmaları ortadan kaldırılacak tukaka, kötü şeyler değildir. Bilinmeli, anlamlandırılmalı, niçin varolduğu eğitimle aktarılmalıdır. Aksine varlığı sistemin bütünlüğünü koruyan bir gereksinimden kaynaklanır.

Sol ve sağ beynin çalışma biçimi ve savunma mekanizmaları bilinirse terapide de benzer yöntemler – zihne dost ve uyumlu – kullanılabilir.

Başından beri yazılarımda da belirttiğim; iyi bir terapi için, sol yarıküreye ait yeniden ve algı çarpıtmalarından arındırılmış bilginin hipnoz altında verilmesi ile beraber sağ yarıküreye ait sağaltımcı ve dengeleyici yapıya ait hipnoz altında tekniklerin kullanılması da gerekmektedir.