Blog





E-Bülten

Anket

  Sizce; zihne daha kısa ve kolay yoldan ulaşacak, daha etkili ve kalıcı terapi kuram ve yaklaşımlarına ihtiyaç var mı ?

Sözlük

Döviz

1 $ = 3,67 TL
1 € = 4,31 TL
160843 Ziyaretçi

SAVUNMA MEKANİZMALARI VE HASTALIK BAĞLANTISI

SAVUNMA MEKANİZMALARI VE HASTALIK BAĞLANTISI

 

 

Anneanne’nin vefat örneğinde annenin benliğini korumak, sağ yarıkürenin yeni bir gerçeklik oluşturabilmesine zaman kazandırmak için, gösterdiği inkar savunma mekanizmasını tanımladık. Eğer ki anne 3 - 4 gün içinde inkardan kurtulamasa ne olurdu ? Sağ yarı küre de bir işlev bozukluğu olsa ve yeni bir gerçeklik oluşturamasa ya da sol yarı küre savunmayı inatla sürdürmeye devam etse iş nereye giderdi ?

Belkide bu inkar süreci benliğinde parçalanmaya yol açabilir, veya inkar bir üst boyuta geçerek zihnindeki ölmemiş anne imgesi, ses ve görsel olarak hallusinasyonlara yol açabilirdi. Bizim görmediğimiz şeyleri görmeye ve duymaya başlardı. Bu sonuca inkarın inatla devam etmesi ve sağ yarıkürenin yeni bir gerçeklik oluşturamaması neden olurdu.

Peki olaya farklı bakalım. Anneannenin vefatından hemen sonra, anne her inkar edişinde ben “ hayır, öldü ”, “bak yaşamını yitirdi ”, “ ex oldu ”, “ bu dünyadan göçtü ” tarzı sert ve inkarını ezecek şekilde konuşsam ne olurdu ?

Muhtemelen sağ yarıküre gerçekliği kabul edecek durumda olmadığı ve sol yarıküreyi destekleyemeyeceği için benlik parçalanmaya başlayacak ve ani şiddetli psişik ataklara neden olacaktı.

Peki şimdi yukarıdaki örneği bir hastalıkla görmeye çalışalım. Hepimizin bildiği Anoreksiya hastaları. Giderek ve sürekli kilo verirler. Bir deri bir kemik kalmıştır ama hala beden imgesini kilolu olarak görürler ve ölesiye diyete, yedikten sonra kusmaya devam ederler.

Anoreksiyada da aslında beden imgesini inkar söz konusudur. “ Kiloluyum ” düşüncesi  kendini aynada görmesine rağmen görsel imge bilincin algı çarpıtmalarına takılır ve bilincin inkarı şiddetle devam eder. Görüldüğü gibi bilincin inkarı öylesine güçlüdür ki görsel imgeyi dahi çarpıtmaktadır.

Anoreksiya hastalarının sol yarıküresi, inkar ile bir inanç sistemi yaratmıştır. Ve bu inanç sistemine körü körüne bağlıdır.

Peki kendimizi ilkel bir toplulukta düşünelim, bu ilkel kavim yanardağa tapsın. İlkel kavime gidip de önünde bir ateş yakıp, siz yanardağa tapmayın bakın bu ateşe tapın dediğimizde ateşimize mi taparlar ? Tabiki hayır. En azından yanardağ kadar ya da yanardağdan daha güçlü bir ateşe gereksinmemiz var ki inanç sistemlerini sarsabilelim ve değiştirebilelim.

Bu düşünce test edilmiştir. Sağ yarı kürede hasar olup da sol kol felci olan ve sol kolunu inkar eden hastalara;

1-      Sol koluna serum fizyolik, güçlü bir anestezik madde yapılıyor iddiası ile enjekte edilmiş ve hastaya sol kolunu hissedip hissetmediği sorulmuştur. Cevap ilginç “ Sol kolum anestezinin etkisi ile uyuştu “ olmuştur. O ana kadar sol kolunun felç olduğunu  inkar eden ve sol kolunu oynatabileceğini iddia eden  hasta inanç sistemi değiştirildiğinde kolunun farkındalığına ulaşmıştır.

 

2-      Hepimizin bildiği nistagmus kontrolü için kulağa soğuk su enjeksiyonunda; bu işlem sol kulağa uygulandığında nistagmusdan sonra yaklaşık yarım saate kadar sürebilen, var olan inkarın inkarı gerçekleşmiştir. Yani hasta sol kolunun felçli olduğunu kabul etmişdir.

Birinci maddede sol yarıkürenin inanç sistemi üzerinde oynanırken, ikinci maddede sol kulağa yapılan soğuk su testi sağ yarı kürede uyarılmalara yol açmış ve her şeyin farkında olan sağ yarı küre gerçekliği sol yarı küreye aktarmıştır.

O halde bu tespitlerden faydalanmak ve terapide bir kuram ve yenilik geliştirmek, terapiyi hızlandırmak mümkün mü ?

Evet, başından beri söylediğimiz gibi mümkün… Çünkü artık sistemin nasıl çalıştığını biliyorsunuz. O halde çalışma sistemine uygun terapi de üretmek mümkün.

Günümüzün terapileri, sol yarıküreye yüklenen terapilerdir. Burada Eisntein’in sözüne tekrar  atıfda bulunalım “ Problemi yaratan beyinle problemi çözmek mümkün olmaz ” iken, biz maalesef bilişsel dediğimiz terapilerde sol yarı küreye aşırı yükleniyoruz. Mademki hastalık sol yarı kürenin aşırı yüklenmesi ve çözümsüz kalması ile oluştu,  o halde biz bilişsel terapilerde gerçekten doğru yerde mi çalışmış oluyoruz ?

Sonuç olarak; Kuramımın temeli olan “ Terapide, sol yarıkürenin inanç sistemini en az onun kadar ya da ondan daha büyük olan pozitif bir inanç sistemi ile değiştirip, algı çarpıtmalarını düzenleyen bir eğitim hipnoz harici ve hipnoz altında ( Lozanov )  verilirken aynı zamanda sağ yarıkürede dengenin yeniden tesisi için metaforik telkinlerde hipnoz altında verilmelidir. ”