Blog





E-Bülten

Anket

  Sizce; zihne daha kısa ve kolay yoldan ulaşacak, daha etkili ve kalıcı terapi kuram ve yaklaşımlarına ihtiyaç var mı ?

Sözlük

Döviz

1 $ = 3,84 TL
1 € = 4,53 TL
164838 Ziyaretçi

SOL BEYİN ( BİLİNÇ – BİLİNÇ ÖNCESİ – BİLİNÇDIŞI ) ve SAĞ BEYİN

SOL BEYİN  ( BİLİNÇ – BİLİNÇ ÖNCESİ – BİLİNÇDIŞI ) ve  SAĞ BEYİN

 

Hepimizin içindeki doğal iyileştirici güçler en kuvvetli iyileştiricilerdir. Hipokrat

Problemi yaratan beyinle problemi çözmek mümkün olmaz. Einstein

İnsanda bir hayal gücü vardır. Bu hayal gücü hastalıkları oluşturabildiği gibi var olan hastalıkları da ortadan kaldırabilir. İbn-i Sina

 

Biliyoruz ki id – ego – süper ego dan oluşan fiziki olmayan bir zihin modelimiz var. Bunlar arası çatışmalar kaygı ve stresi oluştururlar. Bilinçdışı savunma mekanizmaları da egoyu bu fazla kaygıdan korumak için ortaya çıkar. İd’ i daha çok bilinçdışı gibi algılıyoruz ki bilinç dışını da sağ beyne ait gibi düşünüyoruz. Bunu da düzeltmemiz gerekebilir.

Bilinçdışının kendini ifade yolları Freud’a göre;

1-      Rüyalar

2-      Gündüz düşleri

3-      Şakalar

4-      Dil Sürçmeleri

5-      Jest ve mimikler

6-      Savunma mekanizmalarıdır

Ayrıca Bilinçdışı bastırılmış duygulardan oluşan adeta bir art niyet merkezidir.

İsterseniz yukarıdaki tanımlamayı biraz değiştirelim ve sağ beyne ait özellikleri bilinçdışından bağımsız olarak atfedelim;

1-      Rüyalar

2-      Gündüz düşleri

3-      Jest ve mimikler

4-      Yaratıcı düşünceler

5-      Sorun çözme yetisi

Sağ beyne aittir kalanları sol beyne diyelim ve açıklamaya çalışalım…

Bastırılmış travmatik anıların serbest bırakılması ile nevrotik semptomlar giderilebilir. Buna katarzis deniyor. Peki kötü anıları bastıran bilinç mi  bilinç dışı mı ? Freud’a göre bilinçdışı… Bakış açımıza göre ise gerek savunma mekanizmaları, gerek dil sürçmeleri, gerek şakalar bilinçdışına değil bilince ve sol beyne ait işlevler…

Rüyalar sağ beyin fonksiyonudur ve bilinçdışını sol beyin fonksiyonu olarak tanımladığımız için bilinçdışından bağımsızdır, Rüyalar;

1-      Arzu semboludur.

2-      Fiziksel durumumuz hakkında bilgi verir.

3-      Sol beyne ait içsel çatışmalarımızın perdeye aktarılması ve zihinsel onarım içindir.

4-      Henüz net açıklanamakla beraber, o a'na ve geleceğe ait bilgiler içerebilir.

5-      Sol beynin çözemediği problemleri sağ beyin ile çözüme ulaştırıp bize ileten araçlardır.

Tanımımıza göre; “İd – Ego – Süper Ego ”, Bilinçli Zihin, Bilinçdışı, Ön Bilinç ise sol beyne ait tanımlar olmalıdır. Bilinçli zihin, düşünce, eylemlerin farkındadır. Bilinçdışı ise bastırılmıştır ve buradaki bilgiye kolaylıkla erişilemez. ( hipnoz, serbest çağrışım, dil sürçmeleri, şakalar ile ulaşılabilir, bilincin baskısını kaldıran süreçlerdir bunlar ! ) Ön bilinç ise bilginin depolandığı ve kolaylıkla geri çağrılabildiği yerdir. Tüm bunlar bilincin alt katmanları ve sol beyne ait işlevleridir.

İd, ego ve süper ego arasındaki çatışmalar kaygı ve stresle sonuçlanır. ( Problemi oluşturan zihin yani sol beyindir ) Sol beyin problemi oluşturduğu gibi yine problemi çözmeye çalışır. Çatışma, kaygı ve stresi yaratan O dur ve çözmeye uğraşanda O dur. Ego’yu bu fazla kaygıdan korumak için çözüm üretmek ister ve yine kendine ait olan bilinçdışı ( sol beyin ) savunma mekanizmalarını devreye sokar. Örneğin yasak dürtülerin  veya  kusurların başka bir insana yansıtılması ile kendini gösteren yansıtma da olduğu gibi. Ancak bulduğu çözüm yolu; bastırma, yansıtma veya başka savunma mekanizmaları problem çözme babındadır ki işleri daha da karıştırır. Çünkü sağ beyin gibi sorun çözebilecek kabiliyette değildir !

Rüyalar, uyku esnasında kontrolü elden bırakan bilinçli zihnin kalkanlarının inmesi sonucu görülüyordu. Sağaltımcı sağ beyin ise her şey “Zıddı ile Var Olur ” prensibi ile uykuda iken, günlük sol beynin aşırı yüklendiği ve çözemediği ya da çözmekte zorlandığı ve işi savunma mekanizmaları ile daha da karmaşıklaştırdığı sorunların çözümünü  rüyalar ile üstleniyordu.

Geriye dönüp düşündüğümüzde Yaratıcı “En Şerefli Varlık” olarak bizi yaratırken, hastalıkları oluşturabilecek ama yaşam, gelişim, değişim ve muhakeme için olmazsa olmaz sol beynin yanında olası ruhsal ve bedensel hastalıkları da çözümleyebileceğimiz ve sorunları da çözebileceğimiz sağ beyni de bize vermiş durumdadır.

İd, ego, süper ego zihnin fiziksel bölümleri değilken maalesef biz id’ i , bilinçdışını sağ beyne aitmiş gibi bugüne kadar algıladık. Bu üçlü düşünme biçimimizin farklı yönlerini temsil ederler. O halde düşünme sistemi de sol beyne ait değil midir ?

Bunlar arasındaki çatışmalar kaygı ve stresle sonuçlanır. Kaygı bir şeylerin yanlış gittiğini gösteren bir alarm sesi gibidir. Yine bilinçdışı savunma mekanizmaları da ( sol beyin ) egoyu bu fazla kaygıdan korumak için ortaya çıkar. Bunlar makul ölçüde olduğu sürece sağlıkldır. Yani bilincin – sol beynin – kısa süreli günü kurtarma planlarıdır . Kısaca, problemi oluşturan üçlü arasındaki çatışma, onu savunma mekanizmaları ile çözmeye çalışan yine sol beyin, eline yüzüne bulaştırıp çözemeyen de yine sol beyindir.

Bugüne kadar ki terapilerde; sorunu oluşturan, savunma mekanizmaları ile çözmeye çalışıp da eline yüzüne bulaştıran sol beyni hedef alan terapiler değil midir ? O halde sol beyin algı çarpıtmalarından arındırılıp yeniden bilgilendirilirken, sağ beyne ait terapi yaklaşımı kullanılıp sorun daha kısa sürede içsel sağlık sistemimizin desteği ile çözülebilir. Sol ve sağ ve beyin arasında bir denge sağlanarak ( Geçmişdeki yazılarımda bunu bilinç ve bilinç dışı olarak yazmıştım, şimdi sol ve sağ beyin olarak ayırıyorum, çünkü bilinçdışı da sol beyne ait bit yapıdır )

Son söz olarak da ; Freud’a göre sağlıklı olmakla hasta olmak arasında açık bir ayrım bulunmazken, hastalarını iyileşmek için mücadele veren akıllı insanlar olarak değerlendiriyordu.