Blog





E-Bülten

Anket

  Sizce; zihne daha kısa ve kolay yoldan ulaşacak, daha etkili ve kalıcı terapi kuram ve yaklaşımlarına ihtiyaç var mı ?

Sözlük

Döviz

1 $ = 3,84 TL
1 € = 4,53 TL
164825 Ziyaretçi

Terapi Dili Nasıl Olmlaı ?

TERAPİ DİLİ NASIL OLMALI ?

 

 

 

Klasik terapilere baktığımızda ağdalı, yapışkan bir dil kullanılır. Otoriter bir terapist, nötr kalmaya özen gösteren bir şef… Oysa ne anlattığımız değil nasıl algılandığımız önemlidir.

 

Babamın 1960 lı yıllardan 2000 li yılların başına kadar çıkardığı ve abonelik sistemi ile işleyen, ilköğretim mevzuatını, öğretmen, müdür, ilköğretim müdürü ve müfettişlere ulaştırdığı süreli bir yayını vardı. Ana kitaba, yılda üç defa gönderilen değişen mevzuat ekleri eski sayfalar çıkarılmak kaydı ile yerleştirilirdi. Bu yerleştirme işlemi yazısını o kadar detaylı  ve açık yazardı ki ilkokul yıllarımda babama sorardım “ Kitabını toplumun okumuş, belli bir kültüre sahip eğitimli kişilerine gönderiyorsun, neden bu kadar açıklama ihtiyacı hissediyorsun ?  Kısa kısa yazsan anlamayacaklar mı ? ” Oğlum derdi; “ Her ne kadar okumuş ve eğitimli kişiler de olsalar açıklamalı ve detaylı yazmazsam anlamakta zorluk çekebiliyorlar. ”

 

Evet, işte bu nedenle terapide kullanılan dil, açık, net ve kültüre özgü ve kolay anlaşılabilir olmalıdır. Karşınızdaki kariyer açısından çok yüksek makamlarda olabilir hatta hekim yada terapist de olabilir. Buna aldanmamak gerekir. Her hastanıza sanki karşınızda ilkokul mezunu varmışcasına sözlü ve bedensel iletişim kurmalısınız.

 

Çünkü hastalık sahibi hekime ya da terapiste gittiğinde eğitimi, kariyeri arkada kalıverir. Kendini küçük bir çocuk gibi görür.

 

Terapi dilinde ki diğer bir faktörde sessiz iletişim diyebileceğim; yürüyüş, oturma, el, kol hareketleri, jest ve mimiklerdir. Bu gizilce dışarı vurulan bilinçdışının emareleridir. Hastanın sözel olarak evet derken jest ve mimiklerle hayır diyebileceği veya tersi durumu gözlemlemek terapist için önem arzeder.

 

Terapistin nötr kalmasından ziyade bu jest ve mimikleri yani bilinçdışından gelen emareleri anlayıp, algılayıp, buna ait hastaya kısa anekdotlu sözel ya da aynı jest ve mimiklerle geri bildirimlerde bulunması, hastaya o anda hastaya ait bilinçdışının aynasını tutması, hastanın güvenini kazanmasına yardımcı olur. Çünkü hasta kendisini anlayan bir terapist bulduğu inancını bilinçdışında  pekiştirmiş olur.

 

Hasta terapistine güven duyduğu anda tedavisi de başlamış olur. Terapistin hastasını kapıda karşılaması, kapıdan uğurlaması, güleryüz göstermesi, terapi dışında o anda hastanın herhangi bir sorunu varsa onun çözümü için yardımcı olması güveni pekiştirir.

 

Peki terapist hasta iletişimi;  “ ebevyn - çocuk ”, “çocuk – çocuk ”, “ ebevyn – ebeyvn ” hangi tarz olmalı derseniz, aslında bunun tek bir tarzı yok. Klasik terapiler sıklıkla “ ebevyn – ebevyn ” modelini terich etse de hatta bu ebevyn de terapist, otoriter baba rolune bürünse de bunu çok doğru bulmuyorum.

 

İyi bir terapist; hastanın verdiği bilinçdışı duygu, düşünce ve davranışlara göre her üç modeli de moduler olarak kullanabilmelidir. Bu hastaya olan uyumu sağlatırken, uyumun hemen ardından hastanın terapistini takip etmesini de kolaylaştırır. Hasta yeri geldiğinde terapistini arkadaşı, sırdaşı, dostu olarak görebilmeli terapiden sonraki süreçlerde de hiçbir çekincesi olmadan güven duyarak aklına takılan soruları samimiyetle size aktarabilmelidir.