Blog





E-Bülten

Anket

  Sizce; zihne daha kısa ve kolay yoldan ulaşacak, daha etkili ve kalıcı terapi kuram ve yaklaşımlarına ihtiyaç var mı ?

Sözlük

Döviz

1 $ = 3,67 TL
1 € = 4,31 TL
160857 Ziyaretçi

Terapilerde Neden Sağ Beyni Yanımıza Almalıyız ?

TERAPİLERDE SAĞ BEYİNİ NEDEN YANIMIZA ALMALIYIZ ?

 * Yazıda geçen bilinçdışı yada bilinçaltı kavramını " Sağ Beyin " olarak düzelterek okuyunuz...

Günümüzdeki terapiler çoğunlukla, bilişsel yapılar üzerine odaklanır. Davranışçı ve duygulanımcı ile desteklenenler de vardır. Dinamik terapiler ise daha uzun soluklu, analize dönük yaklaşımlardır.

Terapide amaçlarımız neler olmalıdır ?

1-     Hastaya, eğitimine ve kültürüne uyumlu olması

2-     Kısa sürede çözüme götürebilmesi

3-     Kolay ve anlaşılır olması

4-     Terapinin, hastanın yaşamında istediğimiz olumlu değişiklikleri yapması

5-     Yapılan değişikliklerin, öğrenmeye dönük ve kalıcı olması

Ana amaçlarımız olmalıdır.

Bilişsel, davranışçı, dinamik ve duygulanımcı tedavilere klasik yaklaşımlar dersek; klasik yaklaşımların beşi bir yerdeyi çoğu zaman  karşılayamadığını görürüz. Bu durumda daha modern tedavilere ihtiyacımız vardır ve modern tedavilerin yukarıdaki beş amacı da sağlaması gerekir.

Modern Terapi olarak adlandırdığım yaklaşım aslında gökten zembille inen bir şey de değil !

Var olan terapilerin daha etkin ve içiçe kullanılmasının yanında Bilinçdışını da hedefleyen Klinik Hipnoz’ u kullanmayı amaç edinir.

Şimdi bu başlangıçtan sonra; vajinismus tedavisinden örneklemelerle gidelim;

Klasik vajinismus tedavileri

1-     Haftalık görüşmelerle giden

2-     Ortalama 12 hafta süren

3-     Eğitim, arzu uyandırma, bedenini tanıma, bir süreliğine cinsel yasaklar içeren

4-     Ev ödevleri olan

Yaklaşımdır.

Klasik vajinismus tedavisinin dezavantajlarına gelince;

1-     Tedavi süresinin uzun olması nedeni ile hastanın tedaviden kopması

2-     Verilen ödevlerin yapılamaması

3-     Ödevlerin yapılması ama deneyimin yaşanamaması

4-     Deneyimin olması ama adet ya da doğumdan sonra sorunun tekrarlaması

Olarak özetlenebilir.

Peki, bir terapist bilişsel düzeyde eğittiği hastasına niçin ödevleri yaptıramaz, niçin hasta ödevleri yaptığı halde deneyime geçemez ? Ya da ilerleyen sürecde hastalık neden nükseder ?

Burada bilişsel ve davranışçı terapinin yetersizliğini görüyoruz. Adı bilişsel ama bilişe bilgi aktarımını gerçekleştiremiyor. Biliş diyor ki, ben korkuyorum, panik halindeyim, senin söylediklerinde kafama yatmıyor, teşekkürler…

Kısaca bir direnç ile karşılaştık. İşte bu noktada dirençlerin kırılması, verilen ödevlerin rahatlıkla yaptırılması ve başarıya giden yolda Klinik Hipnoz devreye giriyor. Klinik Hipnoz, bilinçdışını hedefliyor ve korkuyu, kasılmayı, paniği kaldırırken, verilen ev ödevlerinin yapılabilirliğini arttırıyor. ( Klinik Hipnoz içinde uygulanan teknikler )

Peki bu yetiyor mu hayır ? Çünkü terapinin son aşamasında bilinçdışını bir kez daha yanımıza almamız gerekiyor.

12. Avrupa Hipnoz Kongresinde de sunduğum, vajinismus tedavi süresini ortalama bir buçuk güne indirilmesinin ( 24 – 36 saat ) perde arkasında da yukarıdaki süreç yatıyor.

Bunu bir hasta ile açıklamaya çalışalım;

“ Doktorum ben o bölgemle dost değilim, bakamıyorum, dokunamıyorum, içeriye bir şeyin girebileceğini de düşünemiyorum. Daha önce 8 seans klasik tedaviye gittim ama verilen ödevleri dahi yapamadım. Şimdi siz bana ödevler vereceksiniz ve ben yapacağım, nasıl ? ”

Hasta sorununa göre formuluze ediliyor ve gün içinde algı çarpıtmalarını düzelten bir eğitim veriliyor. Dr. Ulusoy Hipnoz Enduksiyon Tekniğini içeren ( 12. Avrupa Hipnoz Kongresi Sunumu ) Klinik Hipnoz seansı ile terapiye alınıyor. Hasta şaşkın;

“ Yapamayacağımı düşündüğüm ve geçmişde yapamadığım ödevleri birer birer yaptım. Üstelik her şeyin de farkındaydım.”

O halde bilinçdışını ilk etapta yanımıza alan bir terapi süreci uyguladığımızda bilişsel dirençleri de aşabiliyoruz.

Hastamıza diyoruz ki yarın sabah bir kez daha görüşüp, bilinçdışına ve deneyime ait bir seans daha yapacağım, ardından deneyime yönlendireceğim.

Hastamız hızını alamayıp, bunları yaptım deneyimi de yaşarım algı çarpıtması ile sabah kalktığında deneyim yaşamaya çalışıyor. Sabah seansını biraz mahcup biraz üzgün “biz sizi dinlemedik, denedik ama olmadı” diyor.

Ve O’na şunu aktarıyorum, son terapi seansım tamamen bilinçdışını yanımıza almaya dönük bir terapi süreci ve tekniğidir. Bu olmadan bir sonraki basamak eksik kalır. Hastamızı seans odamıza alıyoruz ve ideomotor teknikleri de kullanarak bilinçdışı üzerinde etkileşimli bir terapi süreci başlatıyorum. Terapinin ardından şimdi gidip deneyim yaşayabilirsin dediğimde, eşinin ve kendisinin yüzünde bir önceki gün gibi şaşkın bir ifade “hani sabah denedik şimdi ne değişecek” düşüncesi yansıyor. Takip eden üç saat içinde de deneyimi başardıkları haberleri geliyor.

Bu vakadan yola çıkarsak ve birkaç mail önceki ana düşüncemize dönersek;

3D üzerinden algı çarpıtılmalarının düzenlenmesi, bilinç ve bilinçdışı arasındaki dengenin yeniden tesis edilmesiyle beraber; hastaya ilişkiyi yaşaması, haz alması, haz vermesi, annelik yolunun açılmasıyla yeni varoluşlar sunmuş oluyoruz.

 

O halde; yapılacak olan terapilerde bilinçdışını da etki alanımıza almak ( onu gözardı etmemek, tukaka ilan etmemek ) tedavilerdeki amaçlarımıza ulaşmayı kolaylaştırmaktadır.