Blog





E-Bülten

Anket

  Sizce; zihne daha kısa ve kolay yoldan ulaşacak, daha etkili ve kalıcı terapi kuram ve yaklaşımlarına ihtiyaç var mı ?

Sözlük

Döviz

1 $ = 3,84 TL
1 € = 4,53 TL
164850 Ziyaretçi

Zihin Ne, Terapi Ne Yapmak İster ?

ZİHİN NE, TERAPİ NE YAPMAK İSTER ?

 

Ruhsal hastalık olarak gördüğümüz süreçlerin  terapi ile tedavisini sağlamaya çalışırız. Bu süreçde asıl olan zihnin ne yapmaya çalışırken ruhsal hastalığa yakalandığı bilgisidir ki bu çoğu zaman göz ardı edilir. Sonucu değerlendirip hastalığın adını koyarız ve oluşan bu olumsuz sonucu toplum normlarına göre normalleştirmeye çalışırız.

Bir makinenin işleyiş şeklini bilmezsek, hatalı olarak ürettiği mamulün makinenin hangi bölüm ve bandında gerçekleştiğinin de farkına varamayız.

Bir zihin; bebek doğup büyürken, ergenliğe ulaşırken, okul yıllarında, iş yaşamında ve ileri yaşlarda aslında ne yapmaya çalışır ? Zihnin veri işleme, öğrenme, konuşma, değerlendirme, sevme, aşık olma, nefret etme ve verim üretmenin dışında ne özelliği olabilir ? O’nu ne motive edebilir ? Herkesde  aynı zihin özellikleri varsa birini diğerinin önüne çıkaran, başarılara imza atmasını sağlayan nedir ?

İnsanoğlu varlığını hissettirebilmek için yaşar. Bebeklik yıllarından itibaren her an yapmaya çalıştığı da budur. Varlığını hissettirebilmek için “Duygu – Düşünce ve Davranışlar ( 3D ) ” sergiler. Bu 3D doğru, mantıklı ve yerinde olabileceği gibi algı çarpıtmalarını da içerebilir. Çoğu kere varlığını hissettirebilme zirveler yapar ki bu zirvelerde yoğun algı çarpıtmaları ile desteklenen varlık hissettirmelerine neden olur. Birey kendi varoluşunu tamamlayamazsa, eşinde yada çocuklarında ve diğer aile bireylerinde varolmaya kalkar ki bu da patolojik bir duruma dönüşebilir.

Önemli olan ve öğrenilmesi gereken, “ Benliğin Hiçliğe Karışmasıdır ” ( Mevlana ve Sufizmde olduğu gibi ) Bir başka ifade ile okyanus olduğunu değil, küçük bir damla olduğunu farzetmektir.

Ancak birçok birey bunu gerçekleştiremez. Anlık parlama ve yükselmelerin peşindedir. En yücesi, en güçlüsü, en hızlısı, en iyisi olduğu hakkındaki algı çarpıtmalarını zihni üretir, üretilen bu sanal gerçekliklere yine zihni inanır. Tam bir kısır döngü içinde uçuruma doğru giderek yaklaşır.

Anlık kendini var etmeler, geçicidir ve uzun süreli değildir. İleriki zamanlarda benliği daha da yıpratırlar.

Evrensel olarak kalıcı olabilmek ise “Hiçliğe Dönüşmekte ”  yatar.

Terapilerde de çıkış noktası, 3D üzerinden oluşan algı çarpıtmalarını düzenlemek, bilinç-bilinçdışı arasındaki dengeyi yeniden hipnoz ile sağlamak ve kişiye hiç olabilmeyi öğretirken sağlıklı var olma yolları tesis edebilmekten geçmelidir.

 

"Hiç"

Nasrettin Hoca'ya sormuşlar:

“Kimsin?”

“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”

Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:

“Sen kimsin?”

“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.

“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.

“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.

“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.

“Vezir” demiş adam.

“Daha daha sonra ne olacaksın?”

“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”

“Peki, ondan sonra?”

 

Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:

“Hiç.”

 

“Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: "Hiçlik makamında!”

 

Bu Tip  terapilerde  hipnoz uygulansın veya  uygulanmasın  ehil eller gerekir… zira  müsait  kişilik yapılarını disosyasyona sokmak

Tehlikesi   ve gizli bir psikoz  u tetiklemek  oldukça  sık görülebilen  riskler arasındadır.

Dr isak Pardo

 

 

Yazı ve sözlerde aktarılmak istenenle algılananlar farklı olabiliyor. Bu nedenle Hiçlik kavramına bir açıklık getirmek istiyorum. Sufizmdeki hiçlik tamamen benliğin yok edilmesi silinmesi, daha büyük parça ile bütünleşme olarak düşünülür.

 

Bu durumda İsak beyin uyarıları doğrudur ki altta yatan kişilik yapısında psikoza ya da disosiyatif parçalanmaya eğilim varsa farklı sorunlara da yol açabilir. Aynı şekilde Yavuz'un ilettiği hiçlik hipnozla bağdaşır mı ya da hipnoz nasıl bir haldir sorusu da bu cümleden çıkması normaldir.

 

Aktarmak istediğim hiçlik sufizmdeki benliğin tamamen silinmesi, büyük parça ile bütünleşme çabası yerine, "Ben" in bir arka plana alınmasıdır. Ben kontrolu ya da nefs kontrolu sanırım daha uygun olacak. ( Narsistik yapıdan uzaklaşma )

 

Hipnoz nasıl bir haldir durumu ise, henüz tam netleştiremediğimiz orasından burasından tutup açıklamaya çalıştığımız birşey.

 

Öncelikle kendimize şu soruyu sormamız gerekir; Hipnoz neden vardır ? Zihin neden böyle birşeye ihtiyaç duymuş ve bir arka kapı, açık kapı bırakmıştır ? Hipnoz hallerini günlük yaşamda da zihin kendi başına yaşar. Niçin buna ihtiyaç duyar ?

 

Dinlenmek için mi ? Bütün işlerden yoruldum az da oyun oynayıp yorgunluk atayım diye mi ? Ya da o halleri yaşarken aslında bir takım durumları veya sorunları resetlemeye mi çalışır ? Dalıp giderken, günlük yaşamın gerçekliğinden uzaklaşıp neden kendi gerçekliğine dönme ihtiyacı hisseder ? O anda acaba iç dünyanın mı yoksa dış dünyanın mı gerçeklik olduğunu düşünür ?

 

Ne dersiniz ?